Lokasyon Sahibine Ne Kadar Pay Verilir?

Otomat işine bakan herkesin er ya da geç karşılaştığı soru bu. Forumlarda dolaşan cevap genellikle tek bir rakam: %30. “Yüz lira kazandıysan otuzu onların” şeklinde anlatılır ve bir kural gibi aktarılır.
Böyle bir kural yok. Bu yazıda üç farklı modeli, hangisinin nerede işe yaradığını ve sözleşmede mutlaka yazması gereken maddeleri anlatıyoruz.
Üç model var, üçü de uygulanıyor
1. Sabit aylık kira
Ciro ne olursa olsun aynı tutarı ödersiniz. Avantajı: öngörülebilir; lokasyon iyi çalışırsa aradaki fark tamamen size kalır. Riski: lokasyon beklediğiniz kadar dönmezse sabit gider sizi sıkıştırır. Yeni ve denenmemiş bir noktada sabit kiraya girmek, en kolay para kaybetme yoludur.
2. Ciro payı (komisyon)
Satış olmazsa ödeme de olmaz; riski taraflar paylaşır. Yeni lokasyonlarda mantıklı başlangıçtır çünkü iki taraf da bilinmeyene bahse girmez.
Buradaki asıl mesele oranın kendisi değil, neyin yüzdesi olduğudur. Cironun mu, kârın mı? KDV dahil mi hariç mi? Ödeme komisyonu düşüldükten önce mi sonra mı? Aynı “%20” ifadesi, tanıma göre iki farklı rakam üretir. Sözleşmede bunu tek cümleyle netleştirmezseniz ilk ödeme gününde tartışma çıkar.
Forumdaki %30 rakamı bir standart değil, muhtemelen çok talep gören bir noktada yapılmış bir pazarlığın sonucu. Yüksek trafikli, herkesin sıraya girdiği lokasyonlarda oran yukarı çıkar; sıradan bir ofis binasında bu oranı isteyen bir mülk sahibiyle karşılaşmazsınız.
3. Bedelsiz
Şaşırtıcı gelebilir ama kurumsal lokasyonların önemli bir kısmı hiçbir bedel istemez. Sebebi basit: bir otelin, fabrikanın veya spor salonunun derdi otomat cirosundan pay almak değildir.
Otelin derdi, gece yarısı su isteyen misafirine cevap verebilmektir. Fabrikanın derdi, gece vardiyasındaki işçinin aç kalmamasıdır. Spor salonunun derdi, üyesinin antrenman sonrası protein barı için dışarı çıkmamasıdır. Bunların hepsi hizmet problemidir, gelir problemi değil.
Pazarlığı nereden kurmalı?
Buradan çıkan pratik sonuç şu: lokasyon sahibiyle komisyon oranı üzerinden çekişmek çoğu zaman yanlış konuşmadır. Doğru konuşma şudur: bu mekânın hangi problemi var ve dolap onu çözüyor mu?
“Cironun %15'ini veririm” diye başlayan bir görüşme, karşı tarafı size bir masraf kalemi olarak konumlandırır. “Gece resepsiyonunuzun satış yükünü almadan misafirinize 7/24 erişim sunalım” diye başlayan görüşme, sizi bir çözüm ortağı yapar. İkincisinde çoğu zaman bedel hiç gündeme gelmez.
Hangi lokasyon tipinin hangi problemi olduğunu lokasyon seçimi yazımızda 15 başlıkta ayrı ayrı yazdık.
Sözleşmede mutlaka olması gereken 8 madde
Mevzuat bu ilişkiyi ayrıntılı düzenlemiyor; ne yazarsanız o geçerli oluyor. Bu yüzden aşağıdakileri atlamayın:
- Bedelin tanımı. Sabit mi, yüzde mi; yüzdeyse neyin yüzdesi (KDV hariç ciro önerilir), ne zaman ve nasıl ödenecek.
- Elektrik. Kimin ödeyeceği. Soğutmalı dolap 7/24 çalışır; sonradan konuşulan en sık konu budur.
- Erişim saatleri. Dolum ve servis için binaya ne zaman girebilirsiniz? 7/24 açık olmayan bir binada bu ciddi bir operasyon kısıtıdır.
- Yerin kesin tanımı. Dolabın tam olarak nerede duracağı. “Girişte” ifadesi, altı ay sonra “şurası daha uygun” ile karşılaşmanızı engellemez.
- Münhasırlık. Aynı binaya başka bir işletmeci dolap koyabilir mi?
- Süre ve fesih. Ne kadar sürecek, hangi bildirim süresiyle sonlandırılabilir. Dolap taşınabilir bir varlık ama taşımanın da maliyeti var.
- Ürün ve fiyat kontrolü. Lokasyon sahibinin ürün seçimine veya fiyata müdahale hakkı var mı? Çalışanına sübvansiyon isteyen şirketlerde bu madde önemlidir.
- Hasar ve sorumluluk. Dolaba bina kaynaklı bir zarar gelirse (su baskını, elektrik dalgalanması) sorumluluk kimde?
Kamusal alan ve ortak alanlar ayrı konu
Yukarıdakiler özel mülk için geçerli. Dolap belediye mülküne konacaksa pazarlık diye bir şey yok — kamu taşınmazlarının kiraya verilmesi ihale usulüne tabidir ve iyi noktalar ihaleyle dağıtılır. Site veya apartman ortak alanında ise yöneticiyle el sıkışmak yetmez; kat malikleri kurulu kararı gerekir.
Bu iki başlığı kaynaklarıyla birlikte otomat ruhsatı ve izinleri rehberimizde ayrıntılı yazdık.
Son bir not: nakitsiz dolap pazarlığı kolaylaştırır
Lokasyon sahiplerinin otomata mesafeli durmasının en yaygın sebebi gelir paylaşımı değil, sorumluluk. Binasına para dolu bir kutu koyacak birine yer vermek, bina yöneticisi için risk demektir: kırılırsa kim ilgilenecek, kasa boşaltılırken kim girecek, bir olay olursa kim sorumlu?
İçinde nakit olmayan bir dolapta bu itirazların çoğu konu dışı kalır. Bunu güvenlik ve nakit riski yazımızda ayrıntılı ele aldık — ve pratikte, pazarlık masasında en çok işe yarayan argümanın bu olduğunu söyleyebiliriz.
